Duygu ALPTEKIN

Öğrenen Kafa Yapısı ile Liderlikte Fark Yaratmak


Duyguların mı düşünceleri düşüncelerin mi duyguları etkilediği tartışması bağlamında, insanların davranışlarında kişisel tarihleri, deneyimleri, hatıraları, eğitim ve değerleri belirleyici görünse de, bir o kadar önemli diğer bir unsur da konuya yaklaşma şekli, diğer bir deyişle, kafa yapısıdır. Kafa yapısı yargılayıcı ve öğrenen kafa yapısı olarak ikiye ayrılır. İlki, zekâ ve becerilerin değişmezliği üzerine kurulmasından ötürü kişi, olay ve durumların tek bir cümle ile özetlenmesini talep ederken, diğeri ise zekâ ve becerilerin sadece bir başlangıç noktası olduğunu savunarak gelişim ve öğrenim odaklı yapısıyla ayrışır. Liderin farklılık noktası tam olarak burada devreye girer, lider, bilinçli öğrenen kafa yapısını seçendir.


Yargılayıcı kafa yapısı, insan doğasının da bir parçasıdır aslında. Kendimizi korumak ve hayatı pratikleştirmek için küçüklüğümüzden itibaren edindiğimiz çıkarımlar, bizi nedense daha akıllı ve daha yetkin hissettirir. Dolayısıyla bu kafa yapısı otomatik olarak tepkisel olmayı, “ben zaten biliyorum” yaklaşımını, düşüncelerde sert ve köşeli olmayı, “sadece benim bakış açım” anlayışını, hoşgörüsüzlüğü ve “ben haklıyım” görüşlerini o ana hızlıca taşıyarak, bizi bir korunma telaşı içine atıverir. Bu durumda kişinin kendine sorduğu yegâne sorular şöyledir:


Burada sorun nedir? Nasıl kontrolü elde tutabilirim? Ya kaybedersem? Kendimi nasıl acıdan korurum? Neden ben uğraşayım ki?


Öğrenen kafa yapısı ise insanın doğasından değil ruhundan beslenir. Bu kafa yapısı ile hareket eden kişiler kendilerinin ve karşısındakilerin duygularının farkındadırlar, bu duygulara duyarlı ve açık yaklaşmalarının yanı sıra meraklı olmaları da en önemli özellikleridir. Esneklikten ve uyumdan gelen tolerans, yeni bakış açılarının ortaya çıkması ve desteklenmesi için gerekli ortamı yaratır. Farklı değerler bir zenginlik olarak görülür ve mutlak cevabı bulmaktansa en zenginleştirici fikir yumağı tercih edilir. Destekleyici ilişkilerin oluşmasını sağlayan bu bakış açısı, aynı zamanda geri bildirim ve diyaloğu mümkün kılar. Yaratıcılık ve çözüm bu bakış açısının en arzu edilen sonucudur. Bu durumda kişinin sorduğu sorular şu şekilde farklılaşır:


Burada doğru olan nedir? Burada benim sorumluluğum nedir? Seçeneklerim neler? Ne öğrenebilirim? Burada ne mümkün olabilir?


Her insan bu ayrım ve öğrenimle doğmamış olabilir, ama liderlik gelişimi yolculuğu içinde bulunan herkes, bu kafa yapısı seçimini bilinçli olarak yapabilir. Sonuç olarak, lider bilinçli bir şekilde yaşayan ve o yolu başkaları için de aydınlatabilen kişi değil midir?