Duygu ALPTEKIN

Liderlik Anlayışım


Uzun yıllar sürdürdüğüm kurumsal hayatım boyunca, hayatımın bütününe bakarken,her zaman işimin çok önemli bir yere sahip olduğunu hissettim ve düşündüm. Kendimi gerçekleştirdiğim, yaratıcılığımı kullandığım bir iz bırakabilmek için bana ortam sağlayan yegane yer, iş hayatım oldu. Bunu düşünmemde; hayalini kurduğum bir işi yapıyor olmam, kişisel becerilerimi kullanabildiğim, gelişebildiğim, bir çok renkli ve değerli çalışma arkadaşı edinebildiğim, çok sık seyahat edebildiğim, eğlenceli ve takdir edildiğim bir kurumda çalışıyor olmam çok büyük bir rol oynamıştı. Çözülebilir bir sağlık sorunu yaşayıp bütün hayatımı değerlendirme fırsatı bulduğum gün ise bu yüksek tempoyu sürdüremeyeceğimi anladım. Bununla beraber de aslında sahip olduğum şeyin herkese nasip olmayan bir değer olduğunu anlamam çok zamanımı almadı. Tanıdıklarımın, dostlarımın, arkadaşlarımın işe sadece “para kazanma” bakış açısı ile yaklaştığını gördüm. Dolayısıyla işe gidip gelenlerin klasik paylaşımı olan “ev-iş gidip geliyoruz işte”, “haftasonları için yaşıyoruz”, “bir gün emekli olunca” gibi sözlerini çok duyar oldum. Bu birkaç gerçeği birleştirince de “yöneticilik ve liderlik koçluğu” üzerinde çalışmaya ve kişilere iş yaşamlarında anlam yaratmalarına yardımcı olmaya karar verdim.


Şirketlerin de sürdürebilirlikleri için istekli, motive, yaratıcı ve takım ruhu ile değer yaratacak kişi ve yöneticilere ihtiyaç duyduklarını hem bir yönetici hem de bir iç eğitmen olarak deneyimleme fırsatım oldu. Sürdürülebilirlik, bir şirket için karbon ayak izi, su ve enerji kullanımı miktarı olarak gözükse de aslında tüm bu değerleri yöneten, yeniliği mümkün kılan ve gerçekleştiren, insanın kendisinden yola çıkarak oluşturduğu bir kavram. Bu düşüncelerle sürdürülebilir liderlik ve sürdürülebilir liderlik koçluğu kavramım oluştu ve bir hayal kurdum, hem çalışanların mutlu ve başarılı olduğu hem şirketlerin sürdürülebilir başarı için insana yaptıkları yatırımları birleştiren bir alan oluşturmak.

 

Liderlik anlayışımı destekleyen araştırmalarım neticesinde yöneticilerin ihtiyaçları şu şekilde belirdi:
Kendini tanıyan, kendi değer ve güçlü yanlarını bilen, kendine güvenen birer yönetici olmak,
Farklı düşünerek, öğrenerek yenilikçi olabilmek;
İş yaşam dengesi kurarak, beslenebilmek ve yenilenerek yaşamı sürdürebilmek;
İş yerinde sadece sonuca ulaşan değil, bu sonuca nasıl ulaştığı,sonuçta yarattığı değer,bu değerden duyduğu tatminle, öğrenim ve gelişimine devam etmesi, takdir edilmesi ve emeğinin karşılığını alabilmek;
Yöneticinin hayatını anlamlı şekilde yaşamaya ihtiyacı var, hayatının değerini bilmiş olarak, kendinden büyük bir şeyin parçası olmak ve kendinden büyük bir kavrama yararlı olmak
İşleri yaparken ekibini doğru şekilde yetiştirmek, yönlendirmek ve onların içindeki cevheri açığa çıkararak en iyi sonuçlara ulaşmak;
Ekiplerine ilham vermek ve motive etmek;
Ekibini ortak değerler üzerine inşa ederek beraber çalışma ortamının yaratıcı, çözümcü, saygılı, güvenli, değerler çeşitliliğini benimseyen, iyimser, yapıcı iletişimin olduğu bir yer haline getirmek;
Ekip lideri ve üyesi olarak ilişkilerini yönetmek;
Yaptığı başarılı işleri üst yönetime doğru aktarmak;
İş ve sosyal ağını doğru kullanarak işlerin daha rahat çözülmesine, yürümesine, yaratıcı çözümler yaratmak